|
Ömrü kötülüklerle mücadele ile geçti |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Wednesday, 29 June 2005 |
Ömrü kötülüklerle mücadele ile geçti
Ömrü kötülüklerle mücadele ile
geçti
İnsanlık tarihi boyunca hemen her toplumda kamu düzenini bozan ve yüz
kızartıcı büyük bir suç olarak kabul edilen hırsızlık, Resulullah
efendimizin önlemeye çalıştığı sosyal problemlerden biridir. Ahlak ve
hukuk kurallarına aykırı yollardan haksız kazanç sağlanmasına sebep olan
hırsızlık, İslâmın son derece değer verdiği, korumayı hedeflediği ve
kutsal kaul ettiği mal güvenliğini ve meşru yollardan gelir elde etmenin
esas olduğu ilkesini ihlal etmektir.
Cahiliye döneminde hırsızlık bir hayli yaygındı ve genel olarak ayıp ve
suç sayılmaktaydı. Bununla birlikte, merkezi bir siyasi otorite
bulunmadığından suçun düzenli bir şekilde kontrol altında tutulduğu ve
suçluların cezalandırıldığı söylenemez.
Araplar kabile fertlerine, dost kabilelere, mabedlere ve kamuya ait malın
çalınmasını suç sayarken, aralarında antlaşma ve himaye bulunmayan diğer
kabilelerden güç kullanarak çalınan malı ganimet sayar ve bu tür eylemleri
de cesareti simgeleyen davranışlar olarak görürlerdi.
Kur'an-ı kerimde, üzerine biat alınması gereken hususlar sayılırken
"hırsızlık yapmamak" da zikredilmektedir. Ayrıca Kur'an-ı kerimde
hırsızlıkla ilgili hukuki hükümler mevcuttur. Hz. Peygamberin Akabe'de
Müslüman olanlardan biat aldığı hususlar arasında "hırsızlık yapmamak" yer
alıyordu. Hatta bu sözleşmede hırsızlığın "Allah'a ortak koşmamak"tan
sonra ikinci sırada yer aldığı görülmektedir ki bu husus son derece dikkat
çekicidir.
Hadis literatüründe Hz. Peygamber'in hırsızlıkla ilgili sözleri
incelendiğinde, bunların içinde en fazla yeri "Hırsız, mümin olduğu halde
hırsızlık etmez" sözüyle, "Hırsızlık yapmayın" veya "hırsızlık yapmamak"
üzere biat aldığı konusu ile ilgili olduğu görülmektedir.
Hz. Peygamberin sünnetinde hırsızlık, dünyada ve ahirette bir dizi
müeyyide ve sorumluluğu gerektiren ağır bir suç ve büyük bir günah olarak
nitelendirilmiştir.
Suçu sabit görülen hırsızlar da cezalandırılmıştır. Ancak bu noktada
üzerinde durulması gereken husus, hırsıza ceza vermenin amaç olmadığıdır.
Önemli olan, insanları eğitmek, hırsızlığa sevkeden etkenleri, sosyal ve
ekonomik dengesizliği, ahlaki çöküntüyü ortadan kaldırmaktır.
Üstelik Hz. Peygamber suçun oluşmasında, ispatında ve cezanın infazında
suçlu lehine titiz davranmış, affetmeyi ve sulhü tavsiye etmiş,
şikayetçisi ulunmayan veya kamuoyuna malolmamış suçları görmezlikten
gelmiştir. Nitekim Resulullahın bu tutumu olumlu sonuç vermiş, onun
döneminde hırsızlık olaylarında düşüş olmuştur. |
|