Her kim ne isterse verirdi
Peygamber efendimizin on yıl hizmetinde bulunmuş olan Enes bin Malik
hazretleri anlatır:
"Resul aleyhisselamdan, bir şey istenmezdi ki, Resul aleyhisselam, onu,
isteyene vermiş olmasın."
"Peygamber aleyhisselamın yanına bir adam gelir sadece, dünyayı, dünya
malını elde etmeyi umarak Müslüman olur o gün, akşam olmadan İslâmiyet,
kendisinin nazarında, dünyadan ve dünya üzerindekilerden daha sevgili
olurdu!"
Kureyş müşriklerinin Eşrafından Safvan bin Ümeyye, Mekke'nin fethinden
sonra, Müslüman olmadığı halde, Huneyn ve Taif savaşlarında
Peygamberimizin yanından ayrılmamıştı.
Peygamberimiz, Ci'rane'de toplanan ganimet malları arasında dolaştığı ve
onlara göz gezdirdiği sırada, Safvan bin Ümeyye, Peygamberimizin yanında
bulunuyor, develer, davarlar ve güdücülerle dolu vadiye doğru bakıyordu.
Bakışını, uzattı durdu.
Peygamberimiz ise, onun bu halini göz ucuyla süzüyordu.
"Ebu Vehb! O vadi, pek mi hoşuna gitti?" diye sordu.
Safvan bin Ümeyye "Evet!" dedi.
Peygamberimiz "O vadi de, içindekiler de, senin olsun!" buyurdu.
Bunun üzerine, Safvan, kendini tutamadı:
"Peygamber kalbinden başka, hiçbir kimsenin kalbi, bu derece Cömerd ve
üstün olamaz! Şehadet ederim ki: Allah'dan başka ilah yoktur. Yine şehadet
ederim ki: Muhammed, Allah'ın Kulu ve Resulüdür!" dedi ve hemen orada
Müslüman oldu.
İbn-i Şihab'üzzühri'nin bildirdiğine göre: Resul aleyhisselam, o gün,
Safvan bin Ümeyye'ye yüz deve vermiş, sonra, yüz daha, sonra, yüz daha
eklemişti.
Safvan "Vallahi, Resul aleyhisselam, bana verdiğini, verdi. Ama, kendisi,
bana insanların en münfuru idi. Bana, vermekte devam etti de, nihayet,
nazarımda, insanların en sevimlisi oldu!" demiştir.
Peygamberimiz, böyle, iki dağ arasını dolduran davarları verince, Safvan
bin Ümeyye, kavmi olan Kureyşilerin yanına döndü.
Onlara "Ey Kavmım! Müslüman olunuz! Çünkü, vallahi, Muhammed, öyle ihsanda
bulunuyor ki, yokluktan, yoksulluktan hiç korkmuyor!" dedi.
Peygamberimizden bir şey istenildi mi, asla "Yok!" demezdi.
Kendisine kim gelip bir şey ister, istenilen şey, yanında bulunursa, onu
yerine getirirdi. Bulunmazsa, va'd ederdi. |