|
HAC VE UMRE İBADETİ
SIRASINDA, İHRAMLI İKEN İŞLENEN CİNAYETLERİN KEFFÂRETİ |
|
|
|
|
Yazar Hanzala
|
|
Sunday, 13 November 2005 |
|
Hem hacc,
hem umre
ibadetinin sadece Allahü Teala'nın rızası için edâ edilmesi esastır. Mükellef;
niyet ederek ve
telbiye yaparak ihrama girmek durumundadır. Ihram'a bürünen kimse,
bazı hususlara riâyet
etmek zorundadır. Ihramlının sakınması gereken şeyler âyet ve
hadislerle belirlenmiştir. Meselâ;
Ihrama giren mükellef; herhangi bir zaruret olmadan
başını tıraş ederse, başka bir ceza değil,
doğrudan doğruya kurban kesmesi gerekir.
Zaruret hali bulununca ihramlıya bazı kolaylıklar
getirilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle
buyurulur: "Artık içinizden kim hasta olur veya başından bir
eziyeti bulunursa; ona oruçtan
ya sadakadan ya kurbandan (birisiyle) fidye vacipolur"
(el-Bakara, 2/196). Dolayısıyla
dilerse üç gün oruç tutar dilerse altı fakire üç sa' (yaklaşık 10
kg) buğdayı sadaka olarak
verir.
Yemini bozmanın keffâreti:
Kur'ân-ı Kerim'de:
"(Yeminin) Keffâreti
ailenize yedirmekte olduğunuzun orta (derece) sinden, on yoksulu
doyurmak, ya onları
giydirmek, yahud bir köle azad etmektir. Fakat kim (bunları) bulamazsa, üç
gün oruç
tutması lâzımdır. Işte bu, and (yemin) ettiğiniz vakit (onları bozmanın) keffâretidir.
Yeminlerinizi muhafaza ediniz. Allah âyetlerini size böylece açıklıyor. Ta ki şükredesiniz"
(el-Mâide, 5/89) buyurulmuştur. Rasûl-i ekrem (s.a.s)'in döneminde, yemin keffareti için
yoksula
ne kadar verildığını izah için, Imâmu Buhâri "Kitabu'l Keffâret" adı altında, ayrı
bir bölüm
ayırmıştır. Keffâretlerde illet kesin olarak belli değildir. Bu yüzden kıyas yoluyla,
hükmü benzer
olaylara uygulamak imkanı bulunmaz, keffaretler kitap ve sünnetteki sıra
gözetilerek yerine
getirilir (Buhârî, Sahih, VII, 235-240). |