| Son Haçlı Seferi |
|
|
|
| Yazar Mucahide | |
| Saturday, 05 June 2004 | |
|
Müslüman ülkeler olan Afganistan ve Irak saldırıları öncesinde Amerikan askerlerine
neden İncil dağıtıldı? Orduya bağlı askeri papazlar, Kuveyt çöllerinde Irak’a saldırmayı bekleyen
askerlere vaazlarında ‘kutsal savaşçılar’ olduklarını nasıl anlattı? Askeri çadırlarda haçlar neden
baş köşelere yerleştirildi? ABD askerleri, haçlı seferine hazırlanır gibi hazırlandı
Amerika’nın işkence rezaleti, The Washington Post’un haberiyle yeni boyut kazandı. Buna
göre işkenceler bireysel değil, amaca yönelik sistematik bir hareket. ABD’li askerler Iraklılar’ı
İslam’ı ve Allah’ı inkar etmeye zorladı. Tutuklulara zorla domuz eti yedirildi, içki içirildi. Erkek
çocuklara tecavüz edildi. Tüm bunların hepsi Ramazan ayında yapıldı...
ABD’NİN, Irak’ta imza atmadığı rezalet kalmadı. Dünya işkence skandalıyla sarsılırken, ABD Irak’ta bir düğünevi bombalayıp 15’i çocuk, 15’i kadın, 45 Iraklı’yı öldürdü. Sonra, bir Amerikalı komutan çıkıp dünyanın gözüne baka baka ‘Onlar teröristti. Terörist olmasaydılar çölün ortasında ne işleri vardı?’ dedi. ‘Çocuk ve kadınları nasıl açıklıyorsunuz?’ diye soran gazeteciye ‘Bilmiyorum’ demekle yetindi. Dünya da bu yalanla yetindi. Amerikan yönetimine kim hesap sorabilir ki? Aynen İsrail’den hiç kimsenin hesap soramadığı gibi... Birbirine çok bağlı bu iki ülkeye bakın. ABD’nin başında, çoğunlukla Yahudi sermayeli petrol ve silah devlerinin adamları... Başkan Bush, petrolcü bir ailenin bireyi. Üstelik dini inançları açısından Hıristiyan yobazı. Yardımcısı Dick Cheney, şu sıralar Irak’ı parsellemiş olan petrol işleriyle ilgili Halliburton şirketinin CEO’su. Savunma Bakanı Rumsfeld silah lobisinin adamı. Yardımcısı Wolfowitz zaten Yahudi. O da silah lobisinin adamı... Bush’un akıl hocası Rice, petrol şirketi Chevron’dan geldi. ABD ve İsrail’in ayrıcalıkları İsrail’in başında, Belçika mahkemeleri tarafından ‘katliam’ suçuyla aranan, Sabra ve Şatila katliamlarının sorumlusu Başbakan Ariel Şaron var. Filistinliler’i yok etmeye yemin etmiş görünmekten hiç rahatsız değil. Katliamları o kadar pervasızca yapıyor ki, ‘Benim kimseye eyvallahım yok’ diyor tüm insanlığa. BM, İsrail hakkında 100’ün üzerinde kınama kararı aldı. Ne işe yaradı? Bush aynı kafada. Onun da ne BM’ye, ne dünya kamuoyuna aldırdığı yok. Yeter ki Yahudiler, (göçe zorlayarak, katliamlar yaparak) bir şekilde vaadedilmiş topraklara sahip olsunlar. O topraklar, Filistin halkının yaşadığı Gazze’de, Batı Şeria’da... Bush, Irak’taki işkence rezaletini ‘3-5 askerin işi’ gibi gösterme çabasında. Oysa artık işkence emrinin Bay Rumsfeld’den geldiğini sağır sultan bile duydu. Guantanamo’da kurduğu esir cehenneminin müdürünü Irak’a tayin eden de o... Şimdi 3 askere birer yıl hapis cezası verip dünyanın gözünü boyayacaklar... Dünya gıkını çıkarmayacak ve bu büyük aldatmacaya bile ‘İşte Amerikan adaleti’ diyecek gazeteler çıkacak. İncil taşıyan haç takan askerler br> Dün ortaya çıkan yeni işkence kurbanlarının anlattıklarını okumakta bile zorlanabilirsiniz... En fazla dikkat çeken şey, Müslüman bir ülkenin bireylerine yapılan işkencelerin dinlerine yönelik olması, Ramazan ayında yoğunlaşması. İşte bütün bunlar, bu işgal başlamadan önce, henüz Kuveyt’teki üslerinde Irak’a saldırmayı bekleyen Amerikan askerlerinin nasıl şartlandırıldıklarını hatırlattı. Kuveyt çöllerinde Amerikan askerlerine, Pentagon’un bastırttığı İnciller dağıtıldı. ‘Kamuflaj İncilleri’ diyorlar bunlara çünkü kapaklar kamuflaj desenli. Boyunlarına takmaları için metal haçlar verildi. Ordunun hizmetindeki papazlar ve rahipler vaazlarında ‘Bu kutsal savaşta, kutsal askerlersiniz, tanrı sizi koruyacak’ diyerek onları, kutsal bir savaşın parçası oldukları yönünde şartlandırdı. Aynen haçlı seferleri öncesi gibi... Hangi ordular dini kitaplarla savaşa gidiyorlar? Bush ‘bu bir haçlı seferi’ demişti Huntington, ‘Medeniyetler Çatışması’ kitabında ipuçları veriyordu. Ancak bu olanlar düpedüz ‘dinler çatışması’. Coniler belki de bu yüzden Müslüman esirlere karşı böylesine acımasız. İşkenceyle öldürdükleri Müslüman esirin cesediyle bile alay etmenin mübah olduğuna inanmış olmalılar. Bush, Afganistan müdahalesi öncesi ‘This is a crusade’ (Bu bir haçlı seferi) dememiş miydi?... Sonra ‘dil sürçmesi’ diyerek geçiştirildi. ABD ve İsrail, Ortadoğu’yu kana buladı. Ama dert değil. Nasıl olsa ABD’nin BOP’u var... Adı da güzel... Büyük Ortadoğu Projesi... Irak’ın işgaline de ‘Free Iraq’ operasyonu dememişler miydi? İsrail, çoluk çocuk Refah’taki sivil Filistinliler’i katlederken ‘Gökkuşağı’ operasyonu yapmıyor muydu? Duyan da gökten nur yağıyor zannedecek... Araplar’ın kökü kazınacak fıkrası BOP’a gelince... Görünen köy kılavuz istemez. Zaten cevabı da Amerikalılar arasında dolaşan şu fıkrada: ‘Yıl 2025. Amerikalı bir baba, küçük kızını alıp New York’taki İkiz Kuleler’in yerine dikilen anıta gidip kızına anlatmaya başlar; ‘Bak Cindy, Bir zamanlar burada İkiz Kuleler vardı. Çocuk ‘Baba İkiz Kuleler ne?’ diye sorar ve baba ‘İki dev binaydı. Dünyanın en gözde binaları. Ama bir gün Arap teröristler, uçaklarla binalara dalıp yıktılar’ der. Küçük kız bu kez de ‘Baba Arap ne?’ diye sorar... AMERİKA’NIN ‘özgürleştirme’ adıyla başlattığı Irak işgalinin iğrençliği, her gün yeni bir boyut kazanıyor. Son olarak ABD’nin en etkili gazetelerinden The Washington Post’ta yer alan şok edici fotoğraflar, yapılan işkencelerin bireysel değil, belli bir amaca yönelik, sistematik toplu hareketler olduğunu gözler önüne seriyor. Ve daha da önemlisi, işkencenin, kamuoyuna duyurulandan çok daha ileri boyutlarda olduğunu ortaya koyuyor. Ramazan ayında din işkencesi Gazete, Bağdat’taki Ebu Garib cezaevindeki tutukluların ağzından işkence olaylarını tek tek anlatıyor. Haberin ayrıntılarında Ramazan ayında tutukluların İslam’ı ve Allah’ı reddetmeye zorlandığı, domuz eti yedirilerek içki içirildiği, tecavüzle tehdit edildiği ve kadın askerlerin önünde mastürbasyon yapmaya zorlandığı bulunuyor. Oysa ABD, dünyaya şirin gözükmek için Ramazan ayında bombardımanlarını kesiyor ve Müslümanlar’ın bu kutsal gününe saygı gösterdiği imajını veriyordu... Tutukluların ağzından işkence anları Haberde, Ebu Garib cezaevinde başlatılan soruşturmalarda ifadesi alınan tutukluların ağzından yaşadıkları işkenceler anlatılıyor. İşte 1511108 numaralı tutuklu Kasım Mehaddi Hilas’ın anlattıkları: ‘Ebu Garib’e geçen yıl getirildim. Benden soyunmamı istediler. Başıma torba geçirdikten sonra gül renkli, üstü çiçekli kadın iç çamaşırı giydirdiler. Bundan başka bir şey giymeme izin vermiyorlardı. Ordunun çevirmenliğini yapan bir kişi, 15 yaşındaki bir erkek çocuğuna tecavüz etti...’ Tecavüz edip fotoğraflarını çektiler ‘Askerler tecavüzün tutuklular tarafından görülmesini çarşaf asarak engellemeye çalıştılar. Çocuğun çığlıkları hapishanede yankılanıyordu. Çığlıklar üzerine kapıya tırmanarak neler olduğunu gördüm. Çocuk tecavüze uğrarken, bir kadın asker de fotoğraflarını çekiyordu. Bir keresinde dua etmek istediğini söyledim. Çok kızdılar... Beni hücre penceresine ayaklarım yere değmeyecek şekilde astılar. Askerler yataklara bağladıkları tutuklulara fosforik ışıklı bir cisimle tecavüz ediyor, kadın askerler de gülerek bu anın fotoğraflarını çekiyordu.’ Iraklılar’a köpek muamelesi yaptılar 13077 numaralı başka bir tutuklu olan Haydar Sabar Abed Miktup El-Abudi ise yaşadığı korkunç anları şöyle anlatıyor: ‘Amerikalı askerler bizi köpek gibi ellerimizin ve dizlerimizin üzerinde yürütüyorlardı. Köpek gibi havlamamızı istiyorlardı. Bunu yapmayınca da tekme atıyorlardı. Hücrelerin zeminine su döktükten sonra, başımıza torba geçiriyor ve yerde uyumamazı istiyorlardı. Tüm bunlar olurkan her anın fotoğrafını çekiyorlardı.Hemen hemen her hücreden saatler boyu çığlık sesleri geliyordu...’ Arapça konuşturup yerde sürüklediler Adı açıklanmayan bir başka tutuklu ise, Amerikan askerleri tarafından tecavüz edildiğini ve dövüldüğünü anlatıyor. Ebu Garib’e geldiğinde 4 saat boyunca kafasında torbayla diz çökmeye zorlanan tutuklu, Arapça konuşurken yerde sürünmesinin istendiğini ve bir polisin üzerine tükürdüğünü, sırtına, kafasına, ayaklarına vurduğunu söylüyor. Yine adı açıklanmayan bir tutuklunun anlattığı ise olayın basit bir işkenceden öte olduğunu ortaya koyuyor. ‘Yaşadığın için İsa’ya teşekkür et’ Irak’ta bulunduğu iddia edilen kimyasal silahlarla ilgisi bulunduğu gerekçesiyle cezaevine getirilen tutuklu, kırık bacağına vurularak İslam’a küfretmesi istendiğini söylüyor. Hatta Amerikan askerleri tutukludan hayatta olduğu için İsa’ya teşekkür etmesini istiyor. Gazeteye göre, Amerikalı asker, ‘Herhangi bir şeye inanır mısın?’ diye sorduğu tutukludan, ‘Allah’a inanırım’ yanıtını alınca, ‘Ama ben işkenceye inanıyorum ve sana işkence edeceğim’ diyor. Ve bunun arkasında işkenceler saatler boyunca devam ediyor... Alıntı: Star Gazetesi KAMER ÖZBUCAK 22.05.2004 Editörün yorumu Dünya Müslüman kanı dökmek için Kana susayan vahşi hayvanlara dönmüş ( hoş hayvanlar asla kana susamazlar ama ) Biz hala uyuyoruz ne zaman uyanacaksınız ey Mucahid ve Mucahideler buna ne zaman dur diyeceksiniz Bir dua yı damı eksik görüyorsunuz. Efendimizn kaldırdığı milliyetçiliği ırkçılığı niye tekrar aranıza sokuyorsunuz.... OnlarAllah'a Ve efendimiz( s.a.s.) e inanıyor bizde bu kadarmı nefret eder olduk. kendi din kardeşimizden ki dua bile etmiyoruz kızıyorum hepimize ki bizi uyuttukları halde uyanamıyoruz öldükten sonra ahirette bu dini canı pahasına yaşatanların yüzüne nasıl olup ta bakacağız... Bir gün elbet ölmeyecekmiyiz madem öleceğiz Anlımız açık başımız dik bir şekide çıkmak istiyorsak huzura şehit olmak ne güzeldir dimi? Yorumlar (0)
![]() Yorum Yazın
|
| Sonraki > |
|---|












