| EN BÜYÜK HIRSIZ KİMDİR? |
|
|
|
| Yazar Hanzala | |
| Thursday, 24 June 2004 | |
|
EN
BÜYÜK HIRSIZ KİMDİR? İslam
alimlerinin büyüklerinden olan İmam-ı Rabbani Hazretleri (kuddise sirruh)
mektubat isimli eserinin bir yerinde şöyle buyurmaktadır: Bu zemânda
insanların çoğu nemâz kılmakda gevşek davranıyor. Tumânînete ve ta’dîl-i erkâna
ehemmiyyet vermiyorlar. Bunun için, siz sevdiklerime, bu noktayı belirtmeğe
mecbûr oldum. İyi dinleyiniz! Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”: “En
büyük hırsız, kendi nemâzından çalan kimsedir” buyurdu. Yâ Resûlallah! Bir
kimse, kendi nemâzından nasıl çalar? diye sordular. “Nemâzın rükü’unu ve
secdelerini temâm yapmamakla” buyurdu. Bir def’a da
buyurdu ki, “Rükü’da ve secdelerde, belini yerine yerleşdirip biraz durmayan
kimsenin nemâzını Allahü teâlâ kabûl etmez”. Peygamberimiz “sallallahü
aleyhi ve sellem”, bir kimseyi nemâz kılarken, rükü’unu ve secdelerini temâm
yapmadığını görüp, “Sen nemâzlarını böyle kıldığın için, Muhammedin
“aleyhissalâtü vesselâm” dîninden başka bir dinde olarak ölmekden korkmuyor
musun?” buyurdu. Yine buyurdu ki,
“Sizlerden biriniz, nemâz kılarken,
rükü’dan sonra temâm kalkıp, dik durmadıkca ve ayakda, her uzv yerine yerleşip
durmadıkca nemâzı temâm olmaz”. Bir kerre de
buyurdu ki, “İki secde arasında dik
oturmadıkca, nemâzınız temâm olmaz”. Birgün
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, birini nemâz kılarken, nemâzın
ahkâm ve erkânına riâyet etmediğini, rükü’dan kalkınca, dikilip durmadığını ve
iki secde arasında oturmadığını görüp, buyurdu ki, “Eğer nemâzlarını
böyle kılarak ölürsen, kıyâmet günü, sana benim ümmetimden demezler”. Bir başka
yerde de buyurdu, “Bu hâl üzere ölürsen, Muhammedin “aleyhisselâm” dîninde
olarak ölmemiş olursun”. Ebû Hüreyre
“radıyallahü anh” buyurdu ki, “Altmış sene, bütün nemâzlarını kılıp da, hiçbir
nemâzı kabûl olmıyan kimse, rükü’ ve secdelerini temâm yapmıyan kimsedir”. Zeyd
ibni Vehb “rahmetullahi teâlâ aleyh” birini nemâz kılarken rükü’ ve secdelerini
temâm yapmadığını gördü. Yanına çağırıp, ne kadar zemândır böyle nemâz
kılıyorsun, dedi. Kırk sene deyince, sen kırk senedir nemâz kılmamışsın.
Ölürsen Muhammed Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” sünneti [ya’nî
dîni] üzere ölmezsin, dedi. O hâlde,
nemâzları temâm kılmağa çalışmalı, ta’dîl-i erkânı yapmalı, rükü’u, secdeleri,
(Kavme)yi [ya’nî rükü’dan kalkıp dikilmeği] ve (Celse)yi [ya’nî, iki secde
arasında oturmağı] iyi yapmalıdır. Başkalarının da kusûrlarını görünce
söylemelidir. Din kardeşlerinin nemâzlarını temâm kılmalarına yardım etmelidir.
Tumânînet [ya’nî uzvların hareket etmemesi] ve ta’dîl-i erkânın [Bir kerre
sübhânallah diyecek kadar hareketsiz durmak] yapılmasına çığır açmalıdır.
Müslimânların çoğu, bunları yapmak şerefinden mahrûm kalıyor. Bu ni’met, elden
çıkmış bulunuyor. Bu ameli meydâna çıkarmak çok mühimdir. Peygamberimiz
“sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, “Unutulmuş bir sünnetimi meydâna çıkarana, yüz şehîd sevâbı
verilecekdir”. VESSELAM NAMAZ KILAN
BİRİNİN ÖNÜNDEN GEÇMEK
Bişr İbnu Sa'îd(radıyallahu anh)'in anlattığına göre, kendisini Zeyd İbnu Hâlid Ebu Cüheym'in yanına gönderip: "Musallînin önünden geçen hakkında Resulullah (aeyhissalâtu vesselâm)'dan ne işittiğini sordurmuştur. Ebu Cüheym (radıyallhu anh) demiştir ki: "Resulullah
(aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Eğer musallinin
önünden geçen kimse, bu geçişi sebebiyle kendisine gelen günahı bilseydi orada
kırk durması onun için, musallînin önünden geçmesinden daha hayırlı olurdu". Ebu'n-Nadr
der ki: "Bilemiyorum!
Efendimiz "kırk gün mü'' dedi, kırk ay mı dedi, kırk sene mi dedi?" Buhârî, Salât,101; Müslim, Salât26l, (507); Muvatta, Kasru's-Salât 34, (1,154,155); Ebu Dâvud, Salât 109, (701); Tirmizî, Salât 251, (336); Nesâî, Kıble 8, (2, 66). |





