| İMANIN GEÇERLİ OLABİLMESİ İÇİN |
|
|
|
| Yazar Hanzala | |
| Thursday, 24 June 2004 | |
İMANIN GEÇERLİ OLABİLMESİ İÇİN
Îmânın sahîh,
makbûl ve mu'teber olması için gerekli şartlardan ba'zıları: 1- Îmânda sâbit olmak: Meselâ, üç
sene sonra müslümanlıktan çıkacağım diyen, o ânda kâfir olur. 2- Havf ve recâ arasında olmak: Ya'nî Allahü
teâlânın azâbından korkup rahmetinden ümîd kesmemek. 3- Can boğaza gelmeden îmân etmek: Ölürken, âhıret hâllerini gördükten sonra kâfirin îmânı
mu'teber olmaz. Fakat o ânda da, müslümanın tevbesi kabûl olur. 4- Güneş batıdan doğmadan önce îmân etmek: Güneş batıdan doğunca tevbe kapısı kapanır. 5- Gâibi yalnız Allahü teâlâ bilir: Gaybı Allahtan başkası bilemez. Bir de Allahın bildirdiği
peygamber, evliyâ veya başka bir kimse de bilebilir. 6- Îmândan bir hükmü reddetmemek: Küfrü gerektiren şeylerden kaçmak. 7- Dinî bir hükümde şüphe etmemek: Meselâ acaba namaz farz mı, kumar harâm mı diye şüphe
etmemek.
8- İ'tikâdını, inancını İslâm dininden almak: Târihçilerin, felsefecilerin değil, Muhammed aleyhisselâmın
bildirdiği şekilde îmân etmek lâzımdır. 9- Hubbi fillâh, buğdi fillâh üzere olmak: Sevgi ve buğzu
yalnız Allah için olmak. Allah düşmanlarını sevmek, onları dost edinmek, Allah
dostlarına düşman olmak küfrü gerektirir. 10- Ehl-i sünnet vel cemâ'ate uygun i'tikâd
etmek: Ehl-i
sünnet olmak için lâzım olan i'tikâdlardan ba'zıları şunlardır: Kur'ân-ı
kerîmin Kelâm-ı İlâhî olup mahlûk [yaratık] olmadığına inanmak. Eshâb-ı kirâmın
tamamını sevmek, hiçbirini kötülememek.Cennette Allahü teâlânın görüleceğine
inanmak. Ehl-i kıble'yi tekfîr etmemek, ya'nî namaz kılan müslümana işlediği
günâhlardan dolayı kâfir dememek. İbâdet îmândan parça değildir. Günâh işliyen
mü'mine kâfir denmez. Îmân artıp eksilmez. Mi'râc rûh ve bedenle birlikte
olmuştur. Tasavvufu inkâr etmemek. Mu'cîze ve kerâmet haktır. Bugün için dört
hak mezhebden birine uymak, mezhepsiz olmamak. Hazret-i Ebû Bekr ve Hazret-i
Ömer'in halîfe olduğuna ve üstünlüklerinin halîfelik sırasına göre olduğuna
inanmak. Kabir ziyâreti, enbiyâ ve evliyâdan yardım istemek câizdir. Okunan
Kur'ân-ı kerîmin ve verilen sadakanın sevâbını ölülere göndermenin câiz
olduğuna, bu sevâbların ve duâların ölülere vâsıl olarak, azâblarının
azalmasına sebep olacağına inanmak. Kabir suâli haktır. Kabir azâbı rûh ve
bedene olacaktır. Sırât köprüsü vardır. Şefâ'ata, hesâba ve mîzâna inanmak. Bunlardan
ba'zılarına inanmıyan, Ehl-i sünnetten çıkmakla kalmaz, kâfir olur. Meselâ
Mi'râcın Mescid-i aksâya kadar olan kısmını inkâr eden kâfir olur. Hadîs-i
şerîfte, (Ümmetim 73 fırkaya ayrılır,
72'si Cehenneme gider, yalnız bir fırkası kurtulur. Bu fırka, benim ve
Eshâbımın yolunda gidenlerdir) buyuruldu. Bu fırkaya,
Ehli- sünnet vel cemâ'at kısaca (Ehl-i
sünnet) denir. O hâlde, Cehennemden kurtulmak için her müslümanın ilk önce
Ehl-i sünnet i'tikâdını öğrenmesi, daha sonra da dinimizin emir ve yasaklarına
riâyet etmesi lâzımdır. |





